Kategori(ler)
Etiketler
Yayınevi
Kırık link ya da bozuk dosya mı
var?
Sitemizdeki tüm kitapların orijinali ePub formatındadır. Diğer
formatlar siteye yüklendikten sonra bilgisayar tarafından çevrildiği için PDF ve
mobi dosyalarında sorun olan kitaplar olabilir.
Ancak tüm kitapların ePub formatı çalışır, tekrar ePub
formatını indirirken krediniz gitmez. ePub dosyayı indirip direkt okuyabilir ya
da PDF'e kendiniz çevirebilirsiniz.
Lütfen çalışmayan link / dosyaları bize Geri Bildirim Formu
üzerinden bildirin.
ePub dosyalarını bilgisayarınızda açmak ve başka formatlara çevirmek için Calibre e-kitap yönetim
programını kullanabilirsiniz.
E-Kitap Formatları sayfamızı ve E-Kitapları Nasıl Okurum? sayfamızı
inceleyerek daha fazla bilgi alabilirsiniz.
Açıklama
Antik uygarlığın sonu olarak kabul edilen 5. yüzyıl ile Rönesans'ın ortaya çıktığı 15. yüzyıl arasındaki bin yıllık döneme, tarih meraklısı bir Italyan din adamı Medio Evo (Ortaçağ) adını vermiştir. Bu adlandırma çok büyük bir kabul görmüştür. Ortaçağ, Rönesans döneminde ve daha sonra, batı kültürünün ve uygarlığının başlıca arınma alanı olmuştur. İnsanların tarih karşısında tapınma merakları, kusurları, hataların bir ilk nedeninin bulunduğu yere olduğu kadar, her türlü istenmeyen unsurun sürgüne gönderileceği bir yere de duydukları gereksinim, Ortaçağa böyle bir özellik kazandırmıştır. Her türlü kötülüğü buraya gönderen insan kendi dönemini arındırdığına inanmıştır. Huizinga, bir toplumun kendini kavrama ve ifade etme biçiminin hiyerarşik terimler içinde olduğunu ortaya koyduktan sonra, sönmekte olan kültüre renginive tonunu veren şövalyaliğin, geçmişin şanını yaşatma kaygısı içinde nasıl bir anakronizmaya düştüğünü sergiliyor, bu toplumsal tabakanın kendini, aslında, kahramanlık ve aşk düşü içinde ortaya koyduğunu belirtiyor. Şövalyelik tarikatları, askerlik ve siyasette şövalyelik ülküsü stilize edilmiş aşk bu aşka ait kurallar ve kırsal hayata olan düşüklük çok parlak bir biçimde inceleniyor.
Zenginlere duyulan kinin din şeklinde ortaya çıktığını gösteren tarihçi, gerçekte, dinselliğin tümüyle bu dünyaya yönelik endişelerden kaynaklandığını sergiliyor. Bunun yanında, dinselliğin biricik ifade olanağını dağlamasının yol açığı tarikat bolluğunun, rekabete ve aşırı dindarlaşmaya, dinle ilgisi olmayan şeylerin de dinselleştirilmesine neden olduğunu açıklıyor. Bu kitap okunduğunda, 14. ve 15. yüzyıllar Batı Avrupa zihniyetiyle günümüz Türkiye'sinde kimi çevrelerde geçerli olan zihniyet kalıpları arasındaki çarpıcı benzerlikler şaşırtıcı olmamalıdır. Dünyayı açıklamanın yollarından yoksun kalındığında, düş kurmak, gerçekle hayali karıştırmak kaçınılmaz olur.